Instagram CEO'su: Yapay Zeka O Kadar Yaygınlaştı ki "Gerçek Medyayı İşaretlemek, Sahtesini Ayıklamaktan Daha Pratik Olacak"
01.01.2026
Yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin 2025 yılında sosyal medya akışlarımızı ele geçirdiği bir sır değil. Şimdi ise Instagram'ın en üst düzey yöneticisi Adam Mosseri, yapay zeka içeriklerinin yapay zeka olmayan görüntüleri geride bırakmasını beklediğini net bir şekilde ifade etti. Bu değişim, içerik üreticileri ve fotoğrafçılar için ciddi sonuçlar doğuruyor.
Mosseri, 2026 yılında Instagram'ı şekillendirmesini beklediği geniş kapsamlı trendler hakkında uzun bir yazı paylaşarak görüşlerini aktardı. Platformun yapay zeka tarafından nasıl altüst edildiğine dair oldukça samimi bir değerlendirmede bulundu:
"İçerik üreticilerini önemli kılan her şey — gerçek olabilme, bağ kurabilme, taklit edilemeyen bir sese sahip olma yetisi — artık doğru araçlara sahip olan herkes için aniden erişilebilir hale geldi. Akışlar 'sentetik her şey' ile dolmaya başlıyor."
Ancak Mosseri bu değişimden pek endişeli görünmüyor. "Çok sayıda harika yapay zeka içeriği" olduğunu söyleyen yönetici, platformun bu tür görüntüleri etiketleme yaklaşımını yeniden düşünmesi gerektiğini belirtti: "Sadece sahtenin peşinde koşmak yerine, gerçek medyayı dijital parmak iziyle işaretlemek (fingerprinting) daha mantıklı olabilir."
Mosseri’nin Bakış Açısı: Sahteyi Değil, Gerçeği Belgelemek
Sosyal medya platformları, yapay zeka tarafından üretilen içerikleri tanımlama ve etiketleme konusunda giderek artan bir baskı altında kalacak. Mosseri’ye göre tüm büyük platformlar yapay zeka içeriğini belirleme konusunda iyi iş çıkaracak olsa da, yapay zeka gerçekliği taklit etmede geliştikçe bu platformların başarısı zamanla azalacak.
Mosseri, çözüm önerisini şu sözlerle açıklıyor:
"Tıpkı benim gibi, gerçek medyayı işaretlemenin sahteyi ayıklamaktan daha pratik olacağına inananların sayısı artıyor. Kamera üreticileri, görüntüleri çekim anında kriptografik olarak imzalayarak bir 'sahiplik zinciri' oluşturabilir."
Meta İçin Sorumluluktan Kaçış mı?
Bu yaklaşımın Meta (Instagram'ın ana şirketi) için neden daha pratik göründüğünü anlamak zor değil. Filigran gibi yapay zeka içeriğini tanımlamayı amaçlayan teknolojiler, şimdiye kadar en iyi ihtimalle "güvenilmez" olduklarını kanıtladı. Bu işaretleri kaldırmak kolay, görmezden gelmek ise daha da kolay. Sadece bu yıl yapay zekaya on milyarlarca dolar harcayan Meta, kendi etiketlerinin bile net olmaktan uzak olduğunu ve platformundaki manipüle edilmiş içerikleri güvenilir bir şekilde tespit edemediğini itiraf etti.
Mosseri'nin bu konuda yenilgiyi bu kadar kolay kabul etmesi aslında çok şey anlatıyor: Yapay zeka "çöplüğü" (AI slop) kazandı. Instagram'ın 3 milyar kullanıcısının neyin gerçek olduğunu anlamasına yardımcı olma görevi, artık Meta'nın değil, başkasının sorunu haline gelmiş durumda. Mosseri, kamera ve telefon üreticilerinin çekim anında orijinalliği doğrulamak için kendi sistemlerini (ki bu da kulağa bir tür filigran gibi geliyor) geliştirmeleri gerektiğini savunuyor. Ancak bu sistemin uygulanabilir olması için gereken ölçekte nasıl çalışacağına dair çok az detay veriyor.
"Kusursuz Güzellik Öldü, Kusurlar Gerçekliğin Kanıtı"
Mosseri, bu durumun halihazırda uygulamadan soğumuş olan fotoğrafçıları ve içerik üreticilerini daha da uzaklaştıracağı gerçeğine pek değinmiyor. Birçok kullanıcı, Instagram algoritmasının neden kendi gönderilerini takipçilerine göstermediği konusunda yöneticiye düzenli olarak şikayette bulunuyor.
Ancak Mosseri, bu şikayetlerin Instagram'ın ne olduğuna dair "eskimiş" bir vizyondan kaynaklandığını öne sürüyor. Ona göre, o "parlatılmış" ve kusursuz kare görsellerden oluşan akış artık öldü. Mosseri'ye göre kamera şirketleri, "herkesi geçmişten gelen bir profesyonel fotoğrafçı gibi göstermeye çalışarak" yanlış estetiğe yatırım yapıyorlar.
Bunun yerine Mosseri, içerik üreticilerinin gerçek olduklarını kanıtlamalarının yolunun daha "ham" (raw) ve "güzelleştirilmemiş" görüntülerden geçtiğini söylüyor. Instagram'ın gerçek içerikten çok yapay zeka içeriğine sahip olduğu bir dünyada, içerik üreticileri kendilerini kasıtlı olarak "kötü" veya "kusurlu" gösteren fotoğraf ve videolara öncelik vermeli.